Uygurlar Devrinde Doğu Türkistan

Uygur Türklerinin doğuda iki Türk Devleti kurduğunu görmekteyiz. Bunların ilki, milâdî sekizinci asırda (740 seneleri) Türkistan’la beraber Moğolistan’da ve Çin’in Kansu Eyaleti’nde tam bir hâkimiyet kurmuş olan Uygur Devlet’idir. Fuat Köprülü, zayıflayan Göktürk Devleti’nin Uygurlarm kudret kesbetmesiyle yıkıldığını ve Doğu Türkistan’da Uygurlarm ehemmiyetli bir mevkiye sahip olduklarım anlatır.

Onun, Uygurlar hakkmdaki yazısı şöyledir: Tuk-Yu (Gök-Türk) Devleti, Uygur namı altındaki Türklerin muhacemetiyle yıkıldıktan sonra Türk İstiklâli başlıca Uygur Devleti tarafından muhafaza ve Türk harsı onlar tarafından ilâ edildi... Milâdî sekizinci asırda lâyikiyle kuvvetlenerek asıl Türkistandan başka Moğolistan’ın bir kısmıyla Çin’in Kansu Eyaleti’ni dahi ihtiva eden kuvvetli bir devlet kurdular... (22)

Uygur Türkleri bu devrede, Çin İmparatorluğu’nu hayli yıldırmışlar, Çin sınırlan içindeki Türklerin rahat ticaret edebilmelerini sağlamışlardır. Uygurlarm Çin împaratorluğu’nu tehdit altında tutmalarının sebepleri de, zaten buydu. Yani Çin’e yerleşmiş olan veya Çin’in muhtelif eyaletlerinde ticaretle meşgul bulunan Türklerin, her hangi bir tehlikeye maruz kalmaması ve Çinli memurların kötü niyetlerine kurban olmamlan, gibi hususlardı.

Ancak, bu ilk Uygur Devleti, yüz sene yaşaya bilmiş ve ondan sonra dağılmak zorunda kalmıştır. Zira Kırgızlar Moğolistan’a hücum etmişler ve burada Uygur Türkleri’ni epey sıkıştırmışlardır, işte Kırgızların bu hücumlarına karşı koyamayan Uygurlar 840 senelerinde Moğolistan’dan batıya doğru göç etmişlerdir. Uygur Devleti yüz sene kadar bir müddet devam etmiş ve (840) senesi garptan Kırgızların istilâsına maruz kalarak, münkariz olmuştur. (23) Fuat Köprülü de bu hususta şu malumatı verir: Milâdî dokuzuncu asır ortalarında Uygurların şevket ve kuvveti Kırgızların (yani, yine diğer bir Türk şubesinin) hücumu ile mahvolarak takriben 843’te Karahoço şehri de tahrip edildi. (24) Kırgız hücumundan sonra Uygurlar, batıya; Turfan, Beşbalık (Urumçi) ve hatta daha batıda îli bölgelerine gelip yerleştiler. Bu göç esnasında Beşbalik ve Turfan bölgelerine yerleşen Uygurlar, bir Beylik teşkil ettiler. (25)

İşte Uygur Türkleri, 840-860 yıllarında Doğu Türkistan'ın iç bölgelerinde İkinci Uygur Devleti (Beyhği)’ni meydana getirerek varlıklarını devam ettirmişlerdir. Hatta bu devrede de sekizinci asırda olduğu gibi, Çinlileri tehdit altında bulundurmağa devam etmişlerdir. Aşağıdaki satırlar bu hususta bizi aydınlatmaktadır. Gerçi Uuygurlar Şarkî Türkistan’a yerleştikten sonra da Çin Hükümeti’ni yine tehdide başlamışlar ise de, bu tehditleri Moğolistan’daki hükümetlerinin kuvvetli zamanlardaki tehditleri kadar müessir olmamıştır. Bununla beraber Mes’udî ve En-Nedîm’in naklettikleri şu malumattan anlaşılıyor ki, ‘Uygurlar şarkî Türkistan’a geldikten sonra da ecnebi memleketlerde kalan dindaşlarım (icabı halinde) silâh kuvvetiyle müdafaa ve himaye ediyorlardı.’ (26)

Şu noktayı belirtelim ki, Uygurlar Beşbahk ve Turfan bölgelerine gelip yeni bir devlet kurdukları sırada Doğu Türkistan’da ayrıca mahallî beylikler mevcuttu. Bunların içinde Karahanhlar 840 yıllarından itibaren temayüz etmeye başlamışlar ve daha sonra 880 senelerinde Ruka Han birçok beylikleri itaati altına almıştı. 932 senesinden sonra ise Karluk ve Türkeş Türkleriyle beraber Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri de Karahanhlar İmparatorluğunum kuvvetli idaresinde mülî birlik ve beraberliğin unsurları olmuşlardır.

Ancak Karahanlılann da devrini doldurması ve bir müddet sonra 1218 yılında Cengiz’in ülkeye hâkim olmasıyla Uygurlar, Moğol İmparatorluğuna karışmıştır. (27)

Uygurların Doğu Türkistan’daki siyasî devirlerini böylece özetlerken onların buradaki kültür ve medeniyetleri hakkında da kısaca malumat verelim.

Uygurlar’ın Doğu Türkistan’daki kuvvetli devirleri esnasmda bölgede İslâmiyet henüz intişar etmemişti. Bu bakmadan Uygurlar’da İslâmî-Türk Medeniyetinden ziyade kendilerine has bir medeniyet görmekteyiz. Bu arada Hıristiyan, Budist ve Maniheist misyonerlerin propagandalarına maruz kalan Uygurlarm tek-tük bu dinler hakkında yazdıkları eserler ve yaptıkları mabetler ortaya çıkarılmıştır. Uygur Türklerinin el sanatlarına, minyatür ve duvar resimlerine dair, oldukça kıymetli eserler meydana getirdikleri anlaşümaktadır. (28)

Doğu Türkistan, tarihin her devresinde Türk varlığının (İslâmdan önce de, İslâm’dan sonra da) yurdu, faaliyet merkezi ve kültür ve medeniyet muhiti olmuştur. Bugün Çin idarelerinin Doğu Türkistan’ı bir Çin toprağı olarak göstermelerine karşı burada kurulan Hun, Göktürk, Uygur, Karahan vs. gibi Türk imparatorlukları tarih sayfalarında gün geçtikçe kökleşen temeller olacaktır. Bu bakımdan Çin’in Doğu Türkistan’daki Îslâm-Türk Medeniyeti’ni imha politikasına karşı, bu Türk Devletlerinin daha da geniş bir tarzda araştırılması Türk aydınının millî vazifesi olmalıdır.

 

__________________

(22)  Fuat Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, Millî Matbaa, İstanbul, 1926,’ s. 19.20.

(23)  Barthold, a.g’.e,, s. 41.

(24)  Fuat Köprülü, a.g.e., s. 19.20.

(25)  Barthold, a,g.e., s. 42.

(26)  A.g.e., s. 48.

(27)  Fuat Köprülü^ a.g.e., s. 19-20.

(28)     A.g.e., s. 46.

www.casiye.de © 2019 All Rights Reserved.