Doğu Türkistan’ın Siyasî Tarihi

... Tann yardım etti, Türk Kağanı oldum. Dağılmış milletimi bir araya topladım. Fakir milletimi zengin ettim. Azalmış milletimi çoğalttım. Atalarım Bilinin Kağan’a İstemi Kağan’a lâyık bir evlât olmaya çalıştım...

(Bilge Kağan, Orhan Âbideleri)

Türkler Ve Türkistan Hakkında Bilgi

  1. a) Ortaasya ve Türkistan:

Batı ve Doğu Türkistan'dan ibaret olan Ortaasya’nm dünya Türklerinin anayurdu olduğu, tarihî kaynakların zikrettiği bir gerçektir. Ortaasya’da bazı bölgelerde yapılan arkeolojik incelemeler, Ortaasya’nm tarihini 9.000 yıl öncesine kadar indirmektedir. Yine bu kazılardan elde edilen bilgilere göre, Ortaasya’da 9.000 yıl önce yüksek bir medeniyetin varolduğu ve buranın oldukça medenî insanlarla meskûn bulunduğu bilinmektedir. Zeki Velidî Bey, çeşitli arkeolojik araştırmalardan bahsettikten sonra şöyle demektedir:

Türkmenistan’da Aşkabat yanındaki Anan harabelerinde yapılan arkeolojik incelemeler, burada milattan önce 4.500, diğer bir tahmine göre 9.000 yıllarında yaşanmış olan bir medeniyeti ortaya çıkarmıştır. (1)

Aynı konuda diğer bir yazar şöyle demektedir:

Türkistan’ın güneyinde Aşkabat yakınlarında Amerikalı bilgin Pompelli tarafından yapılan kazılar, buradaki medeniyet kalıntılarının milattan 8.250 yıl öncesine kadar gittiğini göstermiştir. (2)

Burada şunu belirtelim ki, yukarıda zikredilen kazılar; daha hususî bir mânâya alınacak olunursa, kazıların Doğu Türkistan’dan ziyade Batı Türkistan’da yapıldığı kabul edüebilir. Ancak, gerek, tabiat şartları bakımından ve gerekse siyasî İktisadî ve beşerî tarihi bakımından aynı statüye tâbi tutulan Doğu Türkistan da, aynı medeniyetin bakiyelerini saklamaktadır. Bu hususta Von Le Gog, Swen Metlin, Ovvr Kastein gibi araştırıcıların Doğu Türkistan’dan elde etmiş oldukları arkeolojik eserler, ancak son iki bin yıla ait olup (3), daha öteleri için, ümit verici çalışmalardır. Bu ümidi bize veren husus, yukarıda zikredilen araştırıcüarm Stockholm, Berlin ve Yeni Delhi gibi merkezlerde özel müzelerde sergiledikleri buluntuların genellikle yer üstünden veya pek derin olmayan toprak altından elde edilmiş olmalarıdır. Ayrıca bildirelim ki, çöllerin iç kısımlarında hiç araştırma işlemi yapılmamıştır.

Sathî de olsa, yukarıda kısaca bahsettiğimiz kazılarda ayrıca zikre değer Jackuas de Morgan, Prof. Ablery, Prof. Andre Barthold ve Rafeel Pompelli gibi şahısları da, zikretmeden geçmeyelim.

Bu kısa malumattan sonra, akla şöyle bir sual gelmektedir: Bugün Ortaasya (Türkistan) medeniyeti, niçin Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri kadar veya Eti - Sümer medeniyetleri kadar aydınlığa kavuşmamıştır?.. Ortaasya medeniyetinin aydınlanması ne kadar zor ise, bu sual de öyle bir zorluk arzetmektedir. Fakat...

Bizim kanaatimiz odur ki, her ne kadar ufak çapta arkeolojik araştırmalar yapılabilmişse de, bugün Rus ve Çin komünist baskıları ve dışarıya kapalı politikaları, beynelmüel üim adamlarının Ortaasya bölgesindeki çalışmalarını engellemektedir. Bu bölgelerdeki komünist istilâsından önce ortaya çıkarılmış Türk kültür ve medeniyeti de, tahrif edilmek istenmiştir. Bugün şuna kesinlikle şahit olduk ki, Rus Ve Çin politikası, Doğu Türkistan’daki millî ve tarihî faaliyetlerimize mâni olmuş, millî müesseselerimizin, tarihî eserlerimizin ve ecdat yadigârı san’at âbidelerimizin temellerini yıkıp yok etmek istemiştir. Bizzat şahidi olduğum bu hadiselerden, bütün dünya ve Doğu Türkistan hakkında yazılar neşretmiş olan diğer Türkler, ibretle ve dehşetle bahsetmişlerdir.

Doğu Türkistan’dan kaçırılan ve bizden önceki devreye ait faaliyetler arasında geçen bazı hırsızlık olaylarından, aşağıdaki satırlar şöyle bahseder:

1902 yılında. Japon Kontu Otani, Kuça civarında araştırmalarda bulunmuş ve sonraları Şarkî Türkistan'ın diğer kısımlarım da gezerek Tung- Huan’daki kütüphanenin mühim bir kısmım memleketine nakletmiştir.

1906 - 1909 yılında Fransız Sinologlarmdan P. Elliot Çin’e yaptığı seyahat esnasında, Şarkî Türkistan’ı da ziyaret etmiş ve Tung-Huan’daki kütüphane malzemesinin bir kısmını Paris’e götürmüştür. (4)

Kaçırma olaylarmm bir kısmını anlatan bu satırlardan sonra, Doğu Türkistan’daki canlı yapılarımızın tahrip edildiğini tesbit eden başka biri de şöyle demektedir:

... Sıddık Buğra Han gibi namlı bir gazinin, Türk tarihine şeref veren bir kahramanın türbe direkleri yabancılar tarafından yıkılmış, kapı pencereleri kırılmış, tahrip edilerek bir enkaz haline getirilmiştir. Bu elim manzarayı gözlerimle gördüm ve müteessir oldum. (5)

Yazarın 1915’lerde şahit olduğu hadise, bizim görüp müteessir olduğumuz hadiselerin yanmda, çok hafif kalır.

Şimdi, aynı mevzuya başka bir gözle bakalım ve burda da Mehmed Emin Buğra Bey’in dediklerini görelim:

1920’den bu yana kaynağım İlmî araştırmalardan almıyıp, politik düzenlerden alan bir sürü yayınlar (kitap, broşür, makale, İlmî inceleme, vs.) (6) ortalığı kaplamış bulunmaktadır. O derecede ki, öteden beri çok iyi bilinen ve modem ilim muhitinde yer alan bilgi ve görüşleri de unutturmak tehlikesi belirmiş bulunmaktadır. Meselâ, Rus ve Çin resmî organları tarafından Doğu Türkistan Türklerinin millî ad, millî kültür, dil gibi özellikleri değişikliğe uğratılmaktadır. (7)

Şimdi, azıcık insaf sahibi olanlar, yukarıdaki kanaatimizin ne kadar haklı ve isabetli bir kanaat olduğunu idrak edeceklerdir. Evet! Ortaasya ve Doğu Türkistan'daki arkeolojik incelemelere ya mâni olunmakta, ya da Çin ve Rus politikalarına uygun tarzda yürütülmektedir. Türk varlığını ve Türk eserlerini ortadan kaldırmak isteyen bir zihniyet, nasıl olur da Türklerin anayurdunun Ortaasya olduğunu açıklayacak olan arkeolojik incelemelere müsaade edebilir.. Ve nasıl olur da, Ortaasya medeniyetinin bir Türk medeniyeti olduğuna tahammül edebilir?... Edemez ve bunun için de bugün Ortaasya medeniyeti, Mısır ve Mezopotamya medeniyetleri kadar aydınlığa kavuşturulamamıştır. Doğu Türkistan'daki bu insanlık düşmanı zihniyetin ve Çin H Rus emperyalistlerinin, tarihî Türk düşmanlığının neticesi olarak; Doğu Türkistan’da maalesef sistemli bir şekilde yapılmış tetkikler çok azdır Araştırmalar, yalnızca birkaç münferit seyahete ve Swen Hediıı’in sefer heyetlerinin topladığı malzemeye inhisar etmektedir. (8)

 

_____________________

(1)    Zeki Velidî Togan, a.g.e., s. 10.

(2)    Prof, Dr. İbrahim Yarkm? a.g.e., s. 48.

(3)    Nejat Diyarbekirli, Hun Sanatı, Millî Eğitim Bakanlığı Kültür Yayınları, îst., 1972, s. 1-8,

(4)    îsmet Binark, Vakıflar ve Uygur Türklerinde Vakıf, Türk Kültürü, C. VII, No. 78, s. 425

(5)    A. Kemal îlkul, a.g.e., s. 855.

(6)    Parantez içindeki açıklama bize aittir. (Î.Y.A.)

(7)    M. E. Buğra, Doğu Türkistan’a Dair, a.ğ.e., s. 95.

(8) Bahaeddin ögel, İslâmiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1962, s. 13.

www.casiye.de © 2019 All Rights Reserved.