Eğîtim Faaliyetleri

Yukarıda bahsettiğimiz dil ve kültür düşmanlığının alabildiğine ilerlediği bir yerde, eğitim faaliyetleri, ne dereceye kadar yükselebilir acaba?.. Şimdi elimizdeki imkânlarla bunu izah edelim:n Bir devirler Türk Dünyası’nın kültür ve eğitim merkezi olan Doğu Türkistan’da, okuma yazma seviyesi oldukça yüksekti.

Son devir gençlerinin ve halkın eğitimi bakımından takip edilen eğitim usulünü aşağıdaki satırlar şöyle nakletmektedir. Bu usulün, bühassa Çin iktidarlarının İdarî baskısı altmda uygulandığını nazarı dikkate alırsak, Doğu Türkistanlıların ne gibi zorluklar içinde bulunduğunu anlarız:

Millî Edebiyata karşı ilgi ve toplum hayat gelenekleri hiç de ihmal edilmemiştir. Nitekim Doğu Türkistan’ın sosyal hayat unsurlarından biri sayılan maşrap toplantısında, genç kuşağın kültürlü yetişmesi için tertibat alınmıştır. Maşrap aslında uzun kış gecelerinde genç otuz kişiden kendi diyemleriyle otuz oğul dan ibaret olup, meclis halinde; tanınmış Rabgüzî, Camî, Firdevsî gibi Iran, Arap ve Ortaasya Türk yazar ve şairlerinin eserlerini okumakla manevî konularda ve kültür sahasındaki eksikliklerini bertaraf etmeye çalışmışlardır. Bilhassa Ahmet yesevî’nin manevî tesiri çok büyük idi. Basit halk tabakası ise, maziyi ballandıra, ballandıra hikâye eden meddah (meddahlar tarafından terbiye edilmekte idi. Bu suretle Doğu Türkistan halkının millî olgunluğunda ve yetişmesinde maşrap ve meddah mekteplerinin unutulmaz rolleri olmuştur. (23)

Şunu ifade edelim ki, bu anlatılan, Doğu Türkistan halkının eğitilmesi idi. Ve bu, Anadolu'daki Köy Odaları'iıın, bir nevi, yaptığını yapıyordu. Köy Odaları'ııda nasıl ki, Siyer-i Nebiler, menkıbeler, harp hatıraları okunuyor, dinleniyor ve böylece bir halk eğitimi meydana geliyor idiyse. Türkistan'daki bu Maşrap ve Meddah mektepleri de o vazifeyi görüyordu. Ayrıca bunun dışında, mektep ve medrese eğitimi de yapılıyordu.

Mehmet Emin Buğra Bey, Doğu Türkistan'daki klasik eğitimden şöyle bahseder:

Doğu Türkistan’da klasik eğitim, son derece yaygındı. Ta Karahanlılar devrinden kalanları başta olmak üzere okul ve medrese evkafı, bütün ülkedeki ziraat sahalarının yüzde yirmisini teşkil ediyordu. (...) Bu cihetledir ki, Doğu Türkistan’daki okuma yazma bilenlerin sayısı, birçok Asya memleketlerine nisbetle yüksek idi. (24)

Bu medreselerin yamnda Çinliler, 1876 yılından 1933 yılma kadar Çin diliyle öğretim yapan 1 Ortaokul, 1 öğretmen Okulu, 1 Hukuk Mektebi, 148 adet de ilkokul açmışlardı. Ortaokulda okuyan talebelerin yekûnu 150, Öğretmen Okulunda ise 22 idi. Ortaokul için sarfedilen para 24.943 Gümüş Yuan’dan (Çin Rublesinden) ibaretti. İlkokul talebelerinin sayısı 6.825, öğretmenlerinin ise sayısı 251 idi. Fakat bu mekteplerin gayesi halkı Çinlileştirmek, tercüman ve uşak yetiştirmek olduğundan, yerli Müslüman Türkler bu mekteplerden vebadan kaçar gibi kaçıyorlardı. Hiç kimse çocuklarını bu mektebe vermiyordu. Ancak, çocukları okula yazdırmak mecburiyeti konunca ve yazdırmayanlar çok ağır cezalara çarptırılınca halk; kimsesiz, fakir çocukları buluyor ve onları kiralamak suretiyle cezadan kurtuluyor ve kendi çocuğunu da bu düşman okulunda bir uşak olmaktan kurtarmış oluyordu. Bu yıllar arasında Çin idaresinin zayıflamasından istifade ile bazı, modern eğitim tarzmı takip eden okullar açıldıysa da, bir müddet sonra kapattılar. Müteşebbislerini cezalandudılar. Bu devrede (1912 - 1918) bühassa Türkiye’den gönderüen KonyalI İsmail Hakkı Efendi, Ahmed Kemal İlkul gibi zatların ve Birinci Cihan Harbi'nûe Ruslara esir düşüp de Doğu Türkistan’a kaçmış olan Türk subaylarının gayretleri zikredilebilir. Fakat dediğimiz gibi, bir müddet sonra Çin idaresi bu hareketi, cezalandırmak suretiyle engellemiştir.

Fakat Doğu Türkistan halkı yılmamış ve fırsatını bulduğu anda, yeni yeni hareketlere girişmiştir. 1931 yılında Kumul Vilâyeti’nde başlayıp, bütün Doğu Türkistan’a yayılan ve 1933’te kurulan Millî iktidar devresinde,bir hayli eğitim müessesesi açılmıştır. Ancak bu sefer, Rusların Millî Hükümeti dağıtmasıyla, mülî müesseseler Kültür Dernekleri haline getirilmiştir. Bunlar, gizlice faaliyetlerine devam ederken Doğu Türkistan’da Askerî Direktör olan ve Rus emrine tâbi bulunan General Sheng Shihts’ai (Şmgşı Say) da bazı okullar açtırdı. Bunlar arasında 580 ilkokul (öğrenci sayısı: 90.333), 4 adet ortaokul (öğrenci sayısı: 3.200), 2 lise (öğrenci sayısı 1.200), 3 Öğretmen Okulu (öğrenci sayısı: 2.400) yer alıyordu. Ayrıca 1.600 talebesi olan 2 Yüksek Okul ve yine 15.950 mevcudu olan ve okuma-yazma öğreten Gece Kursları açıldı.

Bu faaliyetlerin yanında Askerî Direktör, Rusların bir direktifi ile ve Batı Türkistan’da olduğu gibi, Doğu Türkistan’daki Müslüman- Türkleri sekiz mülete parçaladı. Bu, sözde milletlerin her birine kültür dernekleri kurmaları emredildi. Merkezi Urumçi’de bulunan ve bütün Doğu Türkistan’a şamil olan Uygur Akartış Cemiyeti (Uygur Aydınlatma Cemiyeti) 1935-1944 seneleri arasında 1883 İlkokul ve 22 Sanat Okulu açtı. Bu mekteplerin masrafmı karşılamada Müslüman halkın zekâtından ve evkafından istifade etti.

Rus ve Çin patentli olan bu okullar, sadece komünizmi öğretmek ve Müslüman halkın başma kukla, uşak ruhlu insanları yetiştirmek gayesiyle açılmıştı. Bunun için halkın rağbeti oldukça azdı. Bu bakımdan son seneler, Doğu Türkistanlıların, eğitim yönünden hayli mahrumiyet çektikleri yıllar olmuştur.

1949 yılında Doğu Türkistan’daki tedrisat hakkında merhum Mehmed Emin Buğra, Türk Kültürü’nde bilgi vermektedir. (25)

1949’dan sonra Doğu Türkistan’ı işgal' eden Kızıl Çin; 1963’te 210.000’den fazla talebenin yüksek, orta ve ilk okullarda kaydı bulunduğunu 4.100 yüksek orta ve ilk okulun olduğunu ilân etmiştir. 1965’ten sonra ise,üniversite sayısımıı dokuz’a çıktığını bildirmiştir. Doğu Türkistan askerî ve sınaî bir bölge olduğu için, Kızıl Çin buraya çok önem vermiş ve buradaki okulları sırf Çin’in menfaatlerine uygun olarak genişletmiştir. Bu okullarda hiç bir millî düşünceye yer vermemektedir. Bir ara, üniversite içerisinde Türk talebe sayısı 700’e yükselmişken, 1957 ayaklanmasında, bunların tümü sürgüne gönderilmiş ve üniversitede yalnız Çinli öğrenciler derse devam etmiştir. Bu kadar ağır baskılar altında, mevcut Doğu Türkistan okullarından, Çinlüer kendilerine, ajan ruhlu insanlar yetiştirmek istiyorlar.

Bu okullarda Doğu Türkistan’ın tarihi, Türk büyükleri, Türk medeniyeti hakkında hiç bir bilgi verilmemekte ve bu konular tamamen Çin tarihi ve medeniyeti ile süslenmektedir. Ders dili, kasten Çince kelimelerle doldurulmakta ve fonetik bakımdan Türkçeye asla uymayan uydurma harflerle tedrisat yapılmaktadır.

 

_______________

(23)  Ahmet Caferoğlu, a.g.e., s. 375.

(24)  M. Emin Buğra, Doğu Türkistan’da Eğitim, Türk Kültürü, C. n, No. 18, Ankara, ş. 146.

(25)  A.g.e., s. 146.

www.casiye.de © 2019 All Rights Reserved.