Din

Ortaasya ve Doğu Türkistan Türklerinin İslâmiyet’i kabul edişlerine kadar esaslı ve toplu olarak her hangi bir dine bağlandıklarım görmüyoruz. Ancak, bazı tarihçüerin kaydettiklerine göre, Türkler Şamanizm’e mensuptular. Fakat Şamanizm’in ne dereceye kadar Türklerin hayatma tesir ettiği ve ne dereceye kadar millî bir din olduğu münakaşa mevzuudur.

Yalnız, umumiyetle göçebe hayatı yaşayan, harpçi bir millet oluşu dolayısıyla çeşitli milletlerle karşılaşan ve bazen de ticaret yoluyla çeşitli ülke insanlarıyla temasa geçen Türklerin, hemen bütün dinlerden haberdar olduğu bir gerçektir. Hatta; Budist, Hıristiyan ve Şamanist misyonerlerin Türkler arasında gayretli bir propaganda faaliyeti içinde olduklarını biliyoruz. (20) işte bu faaliyetler esnasmda Şamanizm’in, diğerlerine nazaran tutunduğu söylenmekte ve İslâmiyet’in gelişinden sonra, onun da tesirsiz hale geldiği kabul edilmektedir.

Türklerin İslâmî kabul edinceye kadar, diğer batıl dinlerden birisine toplu olarak intisap etmemeleri, ve ilk yazılı kitabeler olarak bilinen Orhun Kitabelerinde Allah’ın iradesi ve dilemesi, Varlıkların yaratıcısı, Kaza ve Kader gibi cümle ve kelimelerin bulunması bize, Türklerin İslâm’a çok yakın bir hayat yaşadıklarım işaretlemektedir. Ancak burası, arkeolojik araştırmaların da genişlemesiyle, derin bir tarih mevzuu olduğundan biz, kısaca Türklerin İslâm’dan sonraki durumlarına temas edeceğiz.

86 Hicrî senesinde, Halife Abdüimelik devrinde, Kuteybe’nin Batı Türkistan’a girmesiyle, İslâmiyet ferdî halde Doğu Türkistan’a girmeye başladı. Türklerin İslâm Dini’ne kitle halinde girmeleri (ise) X. asırda vukubulmuş ve göçebelerin İslâmlaşması, en büyük tarihî hadiseyi teşkil etmiştir. (...) Türkler kendi irade ve arzuları ile yeni dini benimsemişlerdir. (21)

Miladî 934 (H. 323) yılında Karahan imparatorluğu’nun meşhur Hakanlarından Sultan Satnk Buğra ^Han’ın İslâmiyet’i kabul etmesiyle Türkler, devlet ve halk olarak İslâm’a girmişlerdir. Karahanlılarm Müslüman olmasıyla, İslâm dini, bütün Doğu Türkistan’a yayılmıştır. Bugün Doğu Türkistan’da, İsmailî Mezhebi’ne mensup Tacikler müstesna, diğer bütün Türk Kabileleri Müslümau dır. Doğu Türkistan’da mezhep ihtilâfları ve kavgaları yoktur. Halk, Türkiye Türkîeri gibi, fevkalâde mütedeyyindir, ileride görüleceği gibi, Doğu Türkistanlıların komünist idareye kargı Kurban ve Ramazan bayramlarında başkaldırmaları, bunun en açık delilidir. Çin idareleri, Türklerin İslâm’dan uzaklaşmalarım sağlamak için, bütün imkânlarını kullanmışlardır. Hatta, çeşitli yayınlarla İslâmiyet’i küçültüp, yerine Çin kültürünü yerleştirmek hedefini gütmüşlerdir. Bu hususta Sinoloji mütehassıslarından Eberhard şunları nakleder:

Tso Tsungt’ang, 1869’da Türkistan’a gönderilen ve orada yayınlanan Li Kitabını yazdırmıştır. Bu Li Kitabı, Çin ve Türk dillerinde yazılmış, batı Müslümanları için en mühim konuları ihtiva etmektedir. Bunlar okunduğu zaman Çinlilerin; Müslümanların dinî tasavvurlarına ne kadar az ehemmiyet verdikleri ve kendi morallerini (manevî unsurlarını) Türkistan’da kuvvetle yaymak istedikleri görülmektedir. (22)

Eberhard’m 1869 için tesbit etiği hadise, bu tarihten yüz sene sonra daha da şiddetlenmiş, bugün Kızıl Çin idaresinde son haddine varmıştır. İleride bu hususta da bilgi verilecektir.

 

_______________________

(20)  Barthold, Ortaasya Türk Tarihi, İstanbul, 1927, s. 115.

(21)  Prof. Osman Turan, Türk Cihan Hakimiyeti Mefkû_ resi Tarihi. İstanbul, Turan Neşriyat Yurdu, 1969, s. 150.

(22)  Dr. Wolfram Eberîıard, a.g.e,, s. 326.

www.casiye.de © 2019 All Rights Reserved.